8 Aralık 2011 Perşembe

Bizim Oğlan/Kız Okuyor Diyenlere:BOK OKUYOR!

0 OLMASA MEKTUBUN YAZDIĞIN YORUMLAR OLMASA


VAKTİ ZAMANINDA BİR STK İÇİN HADİ KÜTÜPHANEMİZE KİTAP BULALIM DEDİĞİMDE MİLLET BANA İÇİNDEN KIÇIYLA GÜLMÜŞTÜ. Kİ BU ARKADAŞLARA KÜTÜPHANEDE OLMASINI İSTEDİĞİNİZ KİTAPLAR VARSA YAZIN DEMİŞTİM.CİN ALİ'Yİ DÜNYA KLASİKLERİNDEN ZANNEDEN VAR AH BENİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEM.
BU AÇIDAN ÜNİVERSİTELERİ BOK İÇİNDE BONCUK BULMAK OLARAK NİTELENDİRMEK NE YAZIK Kİ HİÇTE GARİP BİR TESPİT DEĞİL.MAKALELERİN YALANCISIYIM. 



• Öğrencilerin önemli bir bölümü düşük bir okuma kültürüne 
sahiptir. Oranı düşük olsa da bir yıl içinde hiç kitap okumayan 
öğrencilerin varlığı, üniversite öğrencisi için beklenmedik bir 
durumdur.  
•  Kız öğrencilerinin erkeklere oranla okuma etkinliğine daha 
fazla süre ayırdıkları görülmektedir.  
•  Öğrencilerin önemli bir kısmı okumamalarını ekonomik 
sorunlara dayalı nedenlerle açıklamaktadır. Ancak alt düzey 
sosyo-ekonomik sınıf içinde olduklarını belirten öğrencilerin 
üst düzey sosyo-ekonomik sınıfta yer alan öğrencilerle eşit 
okuma oranına sahip olması ileri sürdükleri bu nedeni 
doğrulamamaktadır.  


•  Öğrencilerin büyük bir bölümü okumalarını engelleyen en 
önemli neden olarak çalışma yoğunluğu ve ekonomik 
sorunları ifade etmektedir. Bununla birlikte öğrencilerin, bir 
gün içinde yaptığı dinlence faaliyetlerine oranla okumaya çok 
daha az zaman harcadıkları görülmektedir.  
• Üniversite öğrenimlerinin ilk yıllarında daha az okuyan 
öğrencilerin, son yıllara doğru okuma eğilimleri artmaktadır. 
Ancak tespit edilen bu oran, bir üniversite öğrencisi için olması
gereken düzeyin oldukça altındadır.  
• Ebeveyni düşük eğitim düzeyine sahip olan öğrencilerin 
okuma alışkanlıklarının da zayıf olduğu, buna karşın eğitimli 
anne-babanın çocuklarının daha yüksek bir okuma kültürüne 
sahip oldukları görülmektedir. 
•  Öğrencilerin önemli bir bölümü kütüphanelerden yararlanmamakta ve kütüphaneye gitmekten zevk duymamaktadır.  
• Kütüphane kullanımı konusunda kız öğrenciler erkek 
öğrencilere kıyasla daha istekli durumdadır.  
• Beklenenin aksine sosyal bilim öğrencileri fen bilimi 
öğrencilerine oranla kütüphane kullanımından daha az zevk 
almaktadırlar. 
•  Kız öğrencilerin televizyon izleme ve müzik dinlemeye olan 
eğilimi erkek öğrencilerden daha yüksektir.  
•  Öğrencilerin yarıya yakını vakitlerinin önemli bir kısmını
televizyon izlemeye, müzik dinlemeye ve bilgisayar kullanmaya 
ayırmaktadır. Buna karşın kitap okumaya ayrılan süre söz 
edilen faaliyetlerin toplam süresinin çok altında kalmaktadır.  

Bilgi Dünyası 2008, 9(2):431-465    Üniversite Öğrencilerinin Okuma Alışkanlığı                       




Okumanın bir üst leveli olarak"Bir düşünebilseniz" (Şuara, 113)

7 Aralık 2011 Çarşamba

THE ELEPHANT'S BATH/FİLİN BANYOSU-Hikayeler interaktifleşiyor ama Hayal gücü!

0 OLMASA MEKTUBUN YAZDIĞIN YORUMLAR OLMASA
THE ELEPHANT'S BATH/FİLİN BANYOSU
10 yaş altı çocuklar için oldukça eğlenceli olduğu söylenen ve gerek tablet bilgisayarlarda gerekse akıllı telefonlarda Gideros Mobile tarafından programlanan bu interaktif hikaye bu işle uğraşanların ve Fatih Projesi ile öğrenme nesnesi oluşumunda örnek alınabilecek uygulamalardan. Hikayeyi her ne kadar eğlenceli bulmasam da (oldukça sıradan ve hayal gücünden yoksun) uygulamanın kullanım ağı ve ücretsiz olması işin hoş kısımları.Buna benzer interaktif hikayeleri daha detaylı işleyeceğim burada. Ama uygulamayı bizzat kullanmak için İphone u olan bir arkadaş bulsam hiç fena olmaz:)
Benzer bir uygulma Bir Kar masalı içinde yapılmış. Detaylı bilgi için http://www.dunyaagaci.com adresinde yayıncı ve yazar bilgileri mevcut.




Filin Banyosu ekran görüntüleri-1

Filin Banyosu ekran görüntüleri-2

Filin Banyosu ekran görüntüleri-3

GELECEĞİN MÜZİĞİ: İPHONE İLE MİNİ ORKESTRA:ATOMİC TOM

0 OLMASA MEKTUBUN YAZDIĞIN YORUMLAR OLMASA

Geleceğin müziği derken şarkıdan bahsetmediğimi anlamış olmanız lazım.Şarkıyı icra etme yöntemi ileride bizde de çokça görülecek bir durum olacak.Belki müzik dersleri bile bu şekilde verilecek şüphesiz.Akort derdi yok enstrüman derdi yok. Tabi ki analog ses gibi olmaz belki ama bu da değişimin yan etkileri,getirdikleri olacak.

 Atomic Tom adlı rock grubu "Take me out" adlı parçalarının tanıtımını İ-phone kullanarak yaparlar ve olaylar gelişir. Güzel ve akıllıca hazırlanmış bir reklam stratejisi de denebilir buna.


6 Aralık 2011 Salı

FATİH PROJESİNİN YANSIMALARI:ÖĞRENCE BULUTU

0 OLMASA MEKTUBUN YAZDIĞIN YORUMLAR OLMASA

öğrence bulutu adı verilen tablet pc: Tab-Y
Fatih Projesi ile ilgili bilgilendirme projemi bitirmek üzereyim.Bunu burada sizlerle paylaşmadan önce ön bilgi olması açısından bir örnek olarak, Microsoft, Turkcell,Acer ortaklığında yapılmış ve Özel Yüce Okullarında lansmanı yapılmış olan bu uygulamadan yani Tab-Y den bilgiler vermek istedim.Aslında videolarda yeterli bilgi var.Donanım olarak en azından.Şimdilik sadece şunu söylüyorum.Eğer Fatih projesi bu ise bu zengini zengin edecek.Başka bir şey değil!



5 Aralık 2011 Pazartesi

Design is so simple, that’s why it is so complicated-TASARIM HAKKINDA BİR BİLGİ PALETİ

0 OLMASA MEKTUBUN YAZDIĞIN YORUMLAR OLMASA

Design is thinking made visual[Tasarım görsel düşünmektir]- Saul Bass
Design is so simple, that’s why it is so complicated[Tasarım çok kolaydır ama işte tam da bu yüzden çok karmaşıktır.] -Paul Rand 

Geçtiğimiz ay içerisinde Doğu Marmara Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen logo ve slogan yarışmasına katıldım. Vize haftasına geldiği için yeterince çalışılmış logolar ve sloganlar üretemesem de iki tane logo ve slogan yaptım ve bunları gönderdim. 


Sonuç ne olur ne olmaz bilmiyorum ama tasarım konusuna olan ilgim fazla olmasına karşım ne yazık ki bilgim fazla yok ve bu üretilen şeyi düşünüldüğü gibi yansıtmaya engel oluyor. Geçenlerde şu yazıyı okudum ve keşke çok daha önceleri okumuş olsaydım dedim.Belki bu konu ile ilgilenenlerin ilgisini çeker. Ki "corporate identity" denilen "KURUMSAL KİMLİK" denen durum için bu farz.


Bu video da kuramsal kimliğin piri Paul Rand  "Design is so simple, that’s why it is so complicated" derken neyi imlediğini ifade ediyor.



design is the problem adlı kitap ve
 the future of design must be sustainable (tasarımın sürdürülebilirliği )
hakkında iyi bir kaynak


Tipografi Üzerine

Her insanın yaşamında harflerin ve yazıların mutlaka bir yeri vardır. Bu konuda bazılarımız şüphesiz daha bilinçliyiz. 1456'da matbaanın icadından ve daha sonra bilgisayarın oluşumundan bu yana pek çok değişiklik meydana gelmiştir. Son iki yüzyılda tipografinin gelişimi hız kazanmış, bu süre içinde yazı karakterlerinin yapılarında ve boyutlarında müthiş bir degişim olmuştur. Değişim halen devam etmektedir. 

Fontların bu müthiş istilası yazı kullanımını kolaylaştırmıştır. Artık istediğiniz fontu bilgisayarınıza indirerek sahip olabiliyorsunuz. Fakat daha sonra önemli bir sorunla, kalite problemiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Sunulan harflerin sadece küçük bir bölümü güzel. Halkın iyiyi kötüden ayıramaması ise bir başka sorun. Kolay bir yol olarak sürekli bilgisayar kullanılması beraberinde başka problemler getirmektedir. 

Tipografide çok sayıda kural ve onları uygulamak için çeşitli yollar vardır. Hataları görmek için eğitimli ve çok pratik yapmış bir göze her zaman ihtiyaç vardır, çünkü bilgisayar bir tanrı değildir. 

O bize yardım eder fakat mükemmel degildir. Altın kural 'doğru olması degil, doğru görünmesi gerekir'dir. Bunu ancak tipografi ile ilgiliyseniz görebilirsiniz. İşte bu noktada yazının gerçek uzmanı bir amatörden ayrılabilir. İnanın hemen hemen her gün çok sayıda yanlış tipografik metinle karşılaşıyorum. 

Tipografinin karşı karşıya kaldığı en büyük sorun harflerin kapalı ve açık alanları arasındaki dengedir. Bunun bir exlibristeki yanlış uygulaması, resim ve yazıyı daha karmaşık hale getirmektedir. Yazı ve resim uyum içinde olmalıdır. 

Tipografik bir exlibriste kompozisyona yardım edecek bir imaj da yoktur. Onu sadece harflerin gücüyle oluşturmak zorundasınız. Harfler gerçek hayatın referanslarıdır. Kişiliği, karakteri yansıtır. Bu yansımayı el yazımızda görebiliriz.

Grafolojiye fazlasıyla inanırım. Elyazısı kişiliğimizi en iyi yansıtan ve oldukça zengin bir göstergedir. Buna konuda verilebilecek en iyi örnek kendine has müsveddeleri ile Leonardo da Vinci'dir. 

Ne acınacak şey ki bilgisayarın istilası karşısında giderek el yazımızı, dolayısıyla da kimligimizi kaybediyoruz. 

Prof. Martin R. Baeyens


bu yazının devamı ve aldığım kaynak: http://www.zoque.net/makaleler/11594-amblem-logo-marka-renk/

yazıyı ekleyen: Ceyhan Akgün





Ayrıca faydalı olacağını düşündüğüm ilerde de zaten ilgili yazı yazacağım bazı linkler ise şunlar:

http://en.wikipedia.org/wiki/Saul_Bass (1996 da hayata gözlerini yuman tasarımcıların tacı. Jenerik tasarımının mucidi)

http://www.artofthetitle.com/  (çok güzel çalışmaların ve bilgilerin olduğu bir blog)

http://ollymoss.com/  (1987 Uk doğumlu çok yetenekli bir grafiker bir tasarımcı)






NİYE KALİTELİ ÖĞRETMEN YETİŞTİREMİYORUZ DİYENLER İÇİN BİR ÖRNEK: OKUL DENEYİMİ

0 OLMASA MEKTUBUN YAZDIĞIN YORUMLAR OLMASA
ÖĞRETMENLİK UYGULAMASI-OKUL DENEYİMİ 1-2 ve ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİNİN TEMEL SORUNU
Okul Deneyimi,Uygulama Öğretmeni, Öğretmen Adayı,Stajyer Öğretmen


Atatürk diyor ki “Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.” 

Yüzyılar öncesinde Diyojen, “Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum.” 
demiş.

Socrates ise öğretmenin ve öğretmenliğin önemini, “Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri hem her şeydir hem de hiçbir şeydir.” diye belirtmektedir. 

Hz. Ali, öğretmenliğin paha biçilmez değerini en kısa ve etkili biçimde, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” dediği ve herkesin diline pelesenk olmuş sözle olayı özetlemiş.

ÖĞRETMENLİK BU KADAR ÖNEMSENEN HATTA KUTSANAN BİR MESLEK İSE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SÜRECİ DE BİR O KADAR  ÖNEMSENMELİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. BU AÇIDAN OKUL DENEYİMİ 1 ve OKUL DENEYİMİ 2 olarak uygulanan ama insanlar arasında "Stajyer öğretmen" , "Öğretmen adayı" olarak anılan uygulamaları bir kaç yazı ile mercek altına almak gerekir diye düşünüyorum.

Türkiye'de öğretmen yetiştirme çabalarının 16 Mart 1848 Öğretmen Okullarının kuruluşundan itibaren başladığı göz önüne alınırsa, öğretmen yetiştirme sorumluluğunun YÖK'e devredildiği 1982 yılına kadar , çok değerli birçok girişime rağmen, öğretmen yetiştirme sisteminde, iç tutarlığa sahip bir politika ve eğitim felsefesi tutturulamadığı söylenebilir. Atatürk dönemi hariç, cumhuriyet tarihinde öğretmen yetiştirme sistemimiz yap-boz tahtasına benzemektedir (Yapıcı, Ş., Yapıcı, M., 2004).

Açıkçası Eğitim fakültelerinde ki genel sorun şurada gizli: 

Eğitim fakülteleri lisans programlarında yapılan son değişiklikler ile öğretmen adaylarının okullardaki çalışmalarına ağırlık verilmektedir. Okullardaki çalışmalar 2. dönemde Okul Deneyimi I (1:4:3), 7. dönemde Okul Deneyimi II (1:4:3) ve 8. dönemde Öğretmenlik Uygulaması (2:6:5) dersleri olmak üzere üç dersten oluşacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Tezsiz yüksek lisans programlarında ise bu dersler aynı kredilerle 1, 2 ve 3. dönemlerde verilmektedir. 

Eğitim fakültelerinde bazı bölümlerde değişiklik gösteren okul deneyimi uygulamaları sürece homojen olarak dağıtılmadığı için öğrenci (yani öğretmen adayı) bunu okulu bitirme ödevi olarak görüyor. Bu açıdan yalan yanlış gidilen okul (staj yapılan okul) iyi gözlemlenemiyor ve staj raporları gerçeği yansıtmıyor. İşte hem yazım aşaması hem değerlendirme aşaması sorun olan bu tüm uygulamalar silsilesi kendi içinde sürekli kendini tekrarlayıp duruyor.

Ayrıca öğrencinin (yani öğretmen adayının) bilmesi gereken temel bilgiler  YÖK'ün sitesinde mevcut. Bunu tüm aday öğretmenlerin okuması gerek bence. Öğretmenlik uygulaması hakkında bilgi edinmek için bu temel şart zaten.